Yazar: Nata Çebotari. Tercüme: Güllü Karanfil
Gagauzların tarihiyle ilgili önceki dökümanlarda, Gagauz harflerinin nasıl ortaya çıktığı ve bunda kimin rolünün olduğundan bahsetmiştik. Konunun devamında, atalarımızın 19.ve 20. yüzyılın başlarında eğitime nasıl eriştiklerinden ve o günlerde genel eğitim sistemininde Gagauzcanın nasıl geliştiğinden bahsetmek mantıklı olacaktır.
(Bu bilgi “Biz Gagavuz’uz. Hakiki hikayeler” toplumumda da mevcuttur.)
Her şeyden önce 19.yy. ortalarında kız çocukları ile erkek çocuklarının eğitim alması karşılaştırıldığında erkek çocukları daha avantajlıydı. Eğitim alma imkanı olan kızlar oldukça azdı.
Örneğin, «Besarabya Bölgesel İstatistik Komitesinin Notları» (Kishinev, 1864), kitabında Gagauz köyleri de dahil olmak üzere Tuna göçmenlerin köylerinde okumuş kız sayısı oldukça azdır.
Kaynağın da ifade ettiği gibi, 1858’de 29 okulda sadece 1155 kişi eğitim sürecine dahil oldu ve bunlardan sadece 72’si kızdı. Eğitim kurumlarının sayısı arttıkça bu rakamlar değişti, ancak yine de orantılı değildi. Mesela, 1862 yılında 44 eğitim kurumunda 2.239 eğitim alan öğrencilerden ancak 94’ü kız çocuğuydu.

1897’de Rus İmparatorluğu’nun Birinci Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, Besarabya’da yaşayan toplam nüfus içinde okuma yazma bilen erkeklerin yalnızca %22’sinin ve okuma yazma bilen kadınların yalnızca %8,9’unun bulunduğu tespit edildi. Ne yazık ki, bu nüfus sayımın dökümanlarında Gagauzlar da ayrı bir millet olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle aralarında Gagauz okuma yazma oranının tam olarak ne olduğunu söylemek imkansızdır.
L. Berg’in “Besarabya Nüfusu. Etnik içerik ve nüfus ” adlı çalışmasına (1923), göre Gagauzlar büyük ihtimalle “Besarabya’da yaşayan Ortodoks Türkler”olarak kayda alınmış ve nüfusun bu kategorisi arasında okuryazarlık yüzdesi yok denilebilecek kadar azdı: mesela erkekler %21,1’i ve kadınlarında yalnızca (!) %2,4’ü içeriyordu.
MSSC’nin merkezi Devlet Arşivinde saklanan okul müfettişliği verilerine göre, şehirlerde okul çağındaki çocukların yarısından fazlası ve köylerde yaklaşık üçte ikisi bile eğitim sürecinin kapsamında değildi. Örneğin, 1922’de Gagauz köylerinin çoğunu içeren Bender vilayetinde, toplam mezun sayısının yalnızca %26,8’i kızdı (daha doğrusu 723 öğrenciden yalnızca 194’ü kızdı). Eğitimi kapsayan çocuklar arasında, okula gidenlerin sayısı çok değildi. Özellikle Eylül 1925’te Kazayak köyünde 140 öğrenci okullara kaydoldu ve sadece bunlardan 20’si derslere girebildi.

1941’de Gagauz köyü Dizgince’de okula gitmeyen gençlerin okuryazarlık derecesini incelerken, 12-18 yaşları arasındaki 404 genç erkek tespit edildi ve bunlardan sadece 143’ü (%35,4) okuma yazma biliyordu. Bunlardan sadece 93 kişi 1.ve 2 .sınıf düzeyinde eğitim görmüştür. 12-21 yaş arası kız ve kız çocukları arasında okuma yazma oranı daha da düşüktü — %23,8. Bu sayıdan sadece 1 kız çocuğu 6. sınıf ve 80 kız öğrenci 1.ve2. sınıf düzeyinde eğitim görmüştü.
Araştırmanın yazarları, «Gagauz köylerinde dindar, cahil ve okuma yazma bilmeyen bir kadın böyle büyüyordu» diye yazmıştı.
Moldavya Cumhuriyeti’nin kasaba ve köylerinde okuma yazma bilmeyen ve yarı okuryazar insanları eğitmek için yaklaşık 20.000 kültür çalışanı ve 2.000 öğretmen, genç, seferber edildi. Yalnızca, çoğunluğu Gagauzların yaşadığı Çadır-Lunga ve Komrat bölgelerinde, cehaletin ortadan kaldırılmasına adına 358 kültür çalışanı katıldı. Okuma yazma bilmeyenlere sadece okuma yazma öğretmek değil, aynı zamanda onları kitap, gazete okumayla tanışmaları, kamusal hayata katılmaya ilgi uyandırmaları gerekiyordu.

Yazarların yazdığı gibi, çalışmanın sonuçları muhteşemdi: 1947-48’de, Çadır-Lunga bölgesinde 2.397 ve Komrat bölgesinde 1.305 olmak üzere 142. 877 kişi eğitim programı gruplarından mezun oldu. Ülkenin savaştan sonra canlanan ‚parlak‘ komünist geçmişinin tarihine, derinlemesine girmek istemem ama Sovyet hükümetinin erdemlerini küçümsemek de olamaz. Bu nedenle S. Kuroglo ve M. Filimonova’nın “Gagavuz Kadınının Dünü ve Bugünü” broşüründen bir alıntı yapacağım: “Ülkenin Güneyinde Sovyet iktidarı yıllarında birçok çalışma başladı anaokulları ve sağlık alanları inşa edildi. Köylerde 140 yataklı 2 katlı tipik kreşler yapıldı.” Aynı zamanda devlet anaokullarının yanı sıra kolhoz anaokullarının inşaatı devam ediyor ve okul öncesi kurumlarda çalışmak üzere öğretim elemanları yetiştiriliyordu. İlçe halk eğitimi bölümlerinin verilerine göre, 1 Ocak 1973 itibariyle, Çadır-Lunga bölgesinin 19 okul öncesi kurumunda 2.061, Komrat bölgesinin 23 kurumda — 2.097, Vulkaneş bölgesinin 20 kurumunda — 1.622 çocuğun eğitim aldığı bilimektedir.


