Tılsım, Gagauzlarda Paganizmin Ürkütücü Yankısıdır

Bu yazıda çoğunlukla gölgede kalmış olan, kültürel mirasın bu kısmından bahsedeceğim. İnternette ve inter dışındaki yerlerde bu konu hakkında çok fazla bilgi bulamazsınız.Bu nedenle bu konu hakkınında bilgi sahibi olan aydın sayısı da çok fazla değildir.

Bilinen bir gerçektir ki Gagauzların kültür ve geleneklerinde derin pagan köklere sahip olduklarına dair derin izler vardır. Bunu, günümüze kadar ulaşan ve bugün hala saygı gören ve yaşatılan Hederlaz, Kasım, Pipiruda, Kurt bayramları gibi popüler bayramlar doğrulamaktadır. Kökleri pagan geçmişe dayanan, oldukça «vahşi» ve bu nedenle tamamen unutulmuş bir geleneğin kökleri, Valentin Moşkov’un «Bender Kazası Gagauzları» adlı araştırma çalışmasının ayrı bir bölümünde ele alınmıştır.

Moşkov, Gagauzların, beden ve ruhtan ayrı olarak, insanda üçüncü bir ruhsal öz, (gölge gibi bir şey) ve bunu «tılsım»olarak adlandırdıklarını yazıyor. İnanışları çok belirsizdir, bu yüzden sorgulamaya başlarsanız, gerçek veya faydalı bir şey elde edemezsiniz.Bu nedenle «tılsım» içeren hikayelerle inaçları hakkında ancak fikir yürütebiliriz. Gagauzların inanışına göre, insan kurbanetmeden sadece basit bir toprak kulübe yapabilir, fakat bir kilise, bir köprü veya bir büyük bina gibi daha büyük ve daha karmaşık mimariler inşa edilecekse, bir kurban olmadan yapmak kesinlikle imkansızdır. Kurban, ölen adamın tılsımının(ruhi bedenin), bu yaşamın gerekli olduğu binayı gece gündüz koruması için gereklidir, aksi takdirde iskambil kâğıtlarından bir ev gibi çökecektir.

Valentin Moşkov, bu kurban etme inancı, insanın ,kurban etme ritüeli yapılmadan önce hiçbir büyük yapının inşa edilmediği eski zamandan günümüze kadar ulaştığını, fakat ilk zamanlardaki canlılığını koruyamadığı için günümüze kadar birçok değişikliğe uğrayarak geldiğini yazıyor. Gerçekten de Gagauzlar, geçmişteki atalarının yaptığı gibi kurban vermeye, veya kişiyi duvarla çevirmeye ya da temelin altına gömmeye gerek olmadığına inanıyor. Onlara göre kişinin kendisinin ölmesi halindede birkaç gizemli ritüel yapmak yeterli ve onun «tılsım»ı gelecekteki binanın koruyucusu olacak.

Belli ki yazar, Gagauzların atalarının, binanın insan kurban edilmeden ayakta duramayacağına derinden inandıklarını ve çekül üzerine inşa edilirse insan kurban edilmeden evin ayakta durduğunu kendi gözleriyle gördüklerinde, bu gerçeği çekülün içerdiği sihirli güçle açıkladıklarını ve ondan korktuklarını düşünüyor.

Modern (Moşkov’un zamanına göre) Gagauzlar, çekülün fark edilmemesi için bir adamın arkasından tutulmasının yeterli olduğunu ve adamın kısa sürede öleceğini ve «tılsım» in yapıyı yıkılmaktan koruyacağını düşündüler. Bu yönde daha da ileri giderek, aynı sonuçları elde etmek için çekül olmadan da yapılabileceğini savunurlar, yani: basit bir ip veya kamışla bir adamın boyunu ölçün, bu ölçüyü temelin altına gömün ve sonra (bazılarına göre — üç gün içinde, diğerlerine göre — 40 gün içinde) adam ölecektir. Ancak ölçü üç kulaçtan (yaklaşık 6,5 metre) daha sığ gömülmemelidir. Valentin Moshkov, bu nedenle Gagauzların boyları ölçüldüğünde ya da ellerinde bir çekülle onlara yaklaştıklarında dehşete kapıldıklarını belirtiyor.

Bir binayı koruyan Tılsım bazen gelince, kendini insanlara gösterdiğine inanılırdı ama herkese değil. Örneğin, çok cesur insanlara gösterilmediği söylenirdi çünkü cesur bir insan ona bir şeyle vurabilirdi. Ve eğer birisi bir «tılsım»a vurursa, hiç şansı olmaz. Çok korkak insanlar da onu görmez, çünkü korkak bir kişi «tılsım» görürse safra kesesi («şişirek», ‘öd’) korkudan patlayacak, safra akacak ve kişi üç gün içinde ölecektir.

«Tılsım «ın sadece ortalama insanlara gösterildiğine inanılırdı. Çok cesur olmayan ve çok korkak olmayan. Bu inancın yanı sıra, muhtemelen medenileşmemiş insanlar arasında hayaletlerin köprülerde ve eski evlerde gösterildiğine dair çok yaygın bir başka inanç daha vardır. Valentin Moşkov Beşalma köyünde böyle bir olayı kaydetmiştir. Orada, muhataplarına göre, bir asker ve bir koçun kendilerini bir köprüde gösterdikleri iddia edilmektedir.

Tılsım’a gelince, bu ruhun bir tür gölge olarak göründüğü binalarla bağlantılı bir inancın yanı sıra, Valentin Moşkov bir kişinin tılsım’ının bir hayvan veya hatta cansız bir nesne şeklini alabileceğini gösteren bir hikaye kaydetmiştir.

Masalda, kendi iradesi dışında bir devle yaşayan ve ondan kurtulmak isteyen bir kız anlatılır. Koruyucusunun tavsiyesi üzerine devden «tılsım «ının ne olduğunu öğrenmeye çalışır. Dev önlem olarak tılsım’ını saklar ve ona ‘tılsım’ının önce sırık, sonra süpürge olduğunu söyler.
Kız, koruyucusunun tavsiyesi üzerine, nesneleri kurdelelerle süsler ve deve sevgisini göstermek için etraflarında dans eder. Dev onun için duygulanmış ve sonunda ona gerçek «tılsım «ını anlatmış:
«Böyle bir ormanda bir göl var ve gölde yüzen üç ördek var. Ördeğin karnında bir taş var ve taşın içinde üç sinek var. Bu üç sinek benim ‘talısım’ım. Kızın hamisi devin gösterdiği göle gider, yaban ördeğini bulur ve öldürür, içinden üç sineği çıkarır. Birinin kafasını kopardığında dev hafifçe hastalanır, aynısını ikinci sineğe yaptığında devin hastalığı artar ve üçüncü sineğin kafasını kopardığında dev ölür ve kız ondan kurtulur.

Yazar, Gagauzların, daha önce Besarabya’da (Nogaylar) yaşayan Tatarlara atfettikleri hazinelerin ve höyüklerin de «tılsım» tarafından korunduğunu yazıyor. Hazinenin yeri, dolaşan ışıklar şeklindeki para oyunuyla («para oyner») tanınabilir.

Birisi bozkırda böyle bir ışık görürse, öncelikle orada bir hazine olup olmadığını öğrenmelidir, çünkü gezici ateşler başka nedenlerden de kaynaklanabilir, yani demir, demir cürufu («demir boku») ve kemikler onları üretebilir. O zaman «tılsım» istifinde kimin veya neyin olduğunu bulmanız gerekir. Bu, bir avuç toprak alıp dolaşan bir ateşe atarak, elinizi «içten dışa» tutarak yapılır. Sonra ertesi sabah ateşin yerinde, orada bir hazine varsa, bir insan veya hayvan ayak izi olacaktır. Ancak şeytan her zaman ayağıyla o noktaya basmaya çalışır, böylece adam «tılsım «ın izini görmez. Böyle bir durumda, define arayan kişi şeytanın ayak izini görecektir, bu ayak izi bir insanın ayak iziyle aynıdır, ancak bir kedininki gibi pençeleri vardır. Eğer bir sebepten dolayı şeytan bu izi yapmazsa ve insan bir insan ya da hayvan bacağının izini görürse, hazineyi elde etmek için kişi akrabalarından birini, örneğin oğlunu ya da karısını ya da izi görülen hayvanı kurban etmelidir.

Moşkov, bunun için sadece şeytana bir kurban sözü vermenin yeterli olduğunu ve kendisinin de üç gün içinde öleceğini yazıyor.

«Dizgince köyünden bir adamın bir keresinde bozkırda dolaşan bir ateşle karşılaştığı, üzerini toprakla örttüğü, o yerde bir insan ayağının izini gördüğü ve oğluna söz verdiği söylendi. Eve döndüğünde oğlunun ağladığını, ‘bir canavar gibi çığlık attığını’ görmüş. Ağlıyordu çünkü şeytan onu izliyordu. Oğlu babasının sorularına yanıt vermedi ve üç gün sonra öldü. Valentin Moşkov, «Kurban verildiğinde hazineyi bulmak çok kolaydır, biraz kazarsınız ve ortaya çıkar» diye hatırlıyor.

Foto: simbol

Yazar: Nata Çebotari. Çeviri: Güllü Karanfil

Больше новостей

Высший совет прокуроров выступает против передачи полномочий Антикоррупционной прокуратуры в НЦБК

Высший совет прокуроров (ВСП) выступил с критикой законодательных изменений, предусматривающих передачу части полномочий Антикоррупционной прокуратуры Национальному центру по борьбе с коррупцией (НЦБК). Председатель ВСП Думитру

Read more >

(ВИДЕО) Молдова переступила порог ЕС, но самое сложное только начинается — Виктор Чобану

Открытие первого кластера переговоров между Молдовой и Европейским союзом можно считать фактическим стартом процесса вступления страны в ЕС. Однако это лишь начало долгого и сложного

Read more >

Новая система оплаты труда в госсекторе Молдовы: с 1 сентября 2026 года введут базу 4200 леев

С 1 сентября 2026 года в Молдове будет изменена система расчета заработной платы работников бюджетного сектора. Базовым референтным значением для начисления зарплат станет 4200 леев,

Read more >