Gagauzlarda İnanışlar

Kültürlerinin oluşum tarihi boyunca Gagauzlar ağızdan ağıza, nesilden nesile birçok inanış, efsane ve klişeyi aktarmışlardır. Bu inanışlardan bazıları zaman içerisinde kaybolmuş, yerini sözlü halk sanatının daha modern unsurları almıştır. Bu unsurlar içerisinde en ilginç olanları hakkında konuşalım mı? Belki bazılarını sınamak istersiniz.

  • Gözler veya burun kaşındıysa, ağlayacaksın.
  • Kaşların arası kaşındıysa, utanacaksın.
  • Sağ avuç kaşınıyor ise bir arkadaşla tanışacaksın, sol kaşınıyorsa para alacaksın.
  • Sağ kulağın çınlarsa, nezaketinizi birileri hatırlar.
  • Birisi hapşırırsa, “Hayır olsun” demeniz gerekir. Birisi onu hatırladığında hapşırdığına inanır.
  • Hapşıranın kendisi haç çekmelidir. Aynı şey hıçkırık için de söylenir.
  • Birinin sol kulağı çınlıyorsa, o sırada birinin onun hakkında kötü konuştuğuna inanılır ve birini düşünerek yanında olana şunu sorar: “Hangi kulağım çınlıyor?” Muhatap doğru tahmin ederse, demek ki düşüdüğü kişidir. Çınlamayan kulağı gösterdiyse, o zaman başka bir kötü kişi konuşuyordur.

Gagauzların ataları arasında kişisel hijyenle ilişkilendirilen ilginç bir inanış vardır. Şöyle ki; Tırnaklarınızı kesip yere atarsanız, onları öteki dünya da bulup toplamanız gerekecek, bu nedenle kesilen tırnakları yakanızın arkasına (arkadan) atmanız gerekir.

Aslında kesilmiş tırnakların hiçbir yere atılmaması gerektiği inancı yaygındır. Fakat bunun neden böyle olması gerektiğine ve kesilen tırnaklarla ilgili ne yapılması gerektiğine dair farklı halkların farklı açıklamaları vardır. Kadim Almanların inançlarına göre, dünyanın sonunda şeytanların Tanrı’ya karşı savaşmak için götürüleceği gemi kesilmiş tırnaklardan yapılacaktır. İzlandalılar da onlarla aynı fikirde ve kesilmiş tırnaklar atılmadan önce üç parçaya kesilmesi gerektiğini söylüyorlar. Tanrı şeytana üç parça kesilmeyen tüm tırnakları vaat etti. Çünkü şeytan onlardan bir gemi yapacaktır.

Kesilmiş tırnaklar ölümcül bir zehir olarak kabul edilir, yere atılmış tırnakların birisi tarafından alınacağından ve büyücülük için bir nesne olarak hizmet edeceğinden korkarlar. Diğerleri, bir tür hastalığa (Ermeniler) yakalanmamak için kesilen tırnaklarını gizler. Ama genelde, çoğunluk, şeytanı memnun etmekten korkuyor.

Şeytan tırnaklarını koparıp yere atmak da tehlikelidir çünkü şeytanın onları toplayacağı ve onlardan sak ayakkabı yapacağı düşünülüyor. Aşağıda atalarımızın kendi açıklamaları olduğu başka örnekler vereceğim.

  • Erkekler saçlarını keserlerse atmazlar, rüzgar götürmesin diye saçaklara yapıştırırlar, aksi takdirde baş ağrır. Elleri titreyen kişi, cimridir der.
  • Bir kişinin önünde dururken gerinmek iyi değildir, yoksa karşıdaki hastalanır.
  • Sağ tarafa yatmak iyi değildir çünkü her insanın sağ omzuna oturan koruyucu melek onu terk eder ve uzaklaşır. (Büyük Rusların da böyle bir inancı vardır ve bu nedenle sağ tarafa tükürmek de yanlıştır vb.).
  • Biri giderse ve kalanlar onun geri dönmemesini isterlerse, arkasından taş atılması gerektiğine inanılır.
  • İki veya daha fazla kişinin bir havluyla kurulanması iyi değildir, çünkü kendi aralarında mutlaka tartışırlar.
  • Ekmeği keseceğiniz zaman alt kabuğuna bıçakla haç işareti yapmanız gerekiyor (anneannem bunu evde pişirilmiş veya bir mağazadan alınmış olsun, herhangi bir ekmeği kesmeden önce hep yapardı).
  • Yarısı yenmiş bir ekmeği bırakamazsın çünkü onu yiyenin mutluluğunu içinde barındırır. Gerisini başkası yerse mutluluk ona geçer.
  • Masada bitmemiş bir bardak bırakırsanız, çocuklar sümüklü olur.
  • Elinizden ekmek veya kaşık düşürürseniz misafirleri bekleyin.
  • Ritüellerin icrası sırasında komşularınıza tabak içinde ikramlar götürdünüz ise, o zaman tabak ve ikramı örten mendil geri alınmaz.

Bir rüyada:

  • Köpek tarafından ısırıldığınızı görürseniz, o zaman dövüleceksiniz; ölü adam görürseniz bazıları için – hayra, diğerleri için – kendin öleceksin anlamına geldiğine inanılıyor; düğün görmek birinin öleceğinin işaretidir;
  • bir mezar kazmak – rüyayı görenin öleceğine işarettir.
  • temiz suda yıkanmak – sağlıklı olacağına yorulur.
  • kirli suda yıkanmak –  hastalığadır;
  • kağıt para – iyiliğedir
  • demir para – gözyaşına işarettir;
  • dar bir yer iyiliğe değildir;
  • kız – birisi tarafında aldatılacaksın;
  • güneş veya ay iyidir;
  • gülmek veya sevinmek gözyaşıdır;
  • ev – ölümdür;
  • öküz – hastalanacağına işarettir;
  • iyi bir at hayradır,
  • zayıf bir at kötülüğedir;
  • köpek – kötü biriyle tanışacağına işarettir;
  • yumurta baş belasıdır;
  • sırttaki bitler – bir başkası mutluluğunuzu alacak anlamına gelmektedir;
  • baş biti – para;
  • düşen bir diş veya ayakkabından ayırılan tabanı – akrabalardan biri öleceğine inanılmaktadır;
  • evliye verilen elma – Tanrının bir çocuk vereceğıne bir işarettir.

(Valentin Moşkov’un Bender Vilayeti Gagauzları kitabından).

  • Sabunla çamaşır yıkamak sadece pazartesi ve perşembe günleri mümkündür, diğer günler  iş için iyi sayılmaz.
  • Birinin sığırı sürekli ölüyorsa, sahibine bir sığır kafatasının bahçeye atıldığını söylerler. Bu durumda rahibi dua etmeye çağırırlar ve avluya kutsal su serperler ve ardından bir akşam yemeği düzenlerler.
  • Bir kıza süpürge çarparsa evlenmez.
  • Bacadan çıkan duman düz bir çizgi halinde yukarıya doğru yükseldiğinde yağmur yağar.
  • Bir serçe yağmur suyunda yıkansa yine yağmur yağar.
  • Karga sürüler halinde havada uçar ve çığlık atarsa yine yağmura işarettir.

Bu metnin sonuna anneannemden aldığım birkaç inanışı eklemek isterim.

  • Evli olmayan bir kız tencerenin dibini kazır ve yanmış yemek yerse, o zaman düğününe yağmur yağar.
  • Evli olmayan bir kadına doğru çöpü süpürürseniz, talip olacak olan kişi bir çingene veya fakir olur.
  • Hamilelik sırasında saçınızı kesemezsiniz – çocuğun ömrünü kısaltırsınız.
  • Sokakta yürürken ev hanımlarının sokağı döktüğü sulara basmamalısınız – hastalanır veya sakatlanırsınız.
  • Saçın daha hızlı uzaması için eşek anırarken kendi örgüden üç kez çekmek lazım.
  • Evde birinin hastalanmaması için hiçbir durumda köpeğe pencereden veya kapıdan bağırmamalısınız. Kesinlikle evden çıkmalısın ve ancak o zaman hayvana bağırabilirsin.

Yazar: Nata Çebotari. Çeviri: Güllü Karanfil

Больше новостей

Сборник «Gagauz atasözleri»: погружение в мудрость и традиции гагаузского народа

Гагаузский язык обогатился новым трудом, который добавил еще одну жемчужину в сокровищницу его культурного наследия. Недавно, в рамках программы «Lafedelim Büük Allaylan» на информационном портале

Read more >